Vitrindeki ayakkabının fiyatını okurken durdum...
Sonra aklıma geldi o çocuk,
Gazze'de, enkazın altında, toprak yiyen...
Çocuk hakları kitaplarında yazıyor:
"Her çocuğun yaşama hakkı vardır."
Peki kim anlatacak Gazze'deki çocuklara bu hakkı?
Kim verecek o kitabı ellerine?
Yoksa onların hakları da mı enkaz altında kaldı?
Vitrinde görüyorum oyuncakları,
Renkli, ışıltılı, pahalı...
Bir oyuncak arabası var, iki yüz lira,
Gazze'de bir çocuğun hayatı kaç para acaba?
Bir etiket var mı onların üstünde?
"İndirimde" mi yoksa "tükendi" mi?
Masumiyet satılık değildi diye bilirdim,
Ama anlaşılan her şeyin bir fiyatı varmış:
Vitrindeki elbiseden ucuz bir gelecek,
Mağazadaki çantadan değersiz bir hayat,
Etiketinden düşük fiyatlı masumlar...
Gazzeli anneler süt yerine gözyaşı içiriyor bebeklerine,
Babalık, mezar kazarak öğreniliyor artık,
Çocuklar oyuncak yerine mermi kovanı topluyor,
"Saklambaç" oynarken ölümden saklanıyorlar gerçekten...
Bir çocuk sordu dün:
"Anne, ben büyüyünce ne olacağım?"
Annesi cevap veremedi,
Çünkü bilmiyordu çocuğu büyüyecek mi...
Vitrindeki mankenler gülümsüyor,
Gazze'deki çocuklar susmuş,
Biri cam arkasında parlıyor,
Diğeri toprak altında uyuyor...
Haklar evrenselmiş derler,
Evrensel diyorlar ama Gazze'ye ulaşmıyor,
Çocuk hakları konvansiyonu var, yirmi dokuz madde,
Yirmi dokuz madde ama Gazze için hiçbiri yetmiyor...
Belki de en büyük mahrumiyetleri bu:
Mahrum kalmak yaşamaktan,
Mahrum kalmak çocukluktan,
Mahrum kalmak hatırlanmaktan...
Vitrindeki etiketlere bakıyorum yine,
Üç haneli, dört haneli rakamlar...
Gazze'deki bir çocuğun geleceği,
Bu etiketler kadar bile etmiyor...
Ama unutmayın:
Bir gün tüm vitrinler kapanacak,
Tüm etiketler solacak,
Ve o gün sorulacak:
"Gazzeli çocuklar için ne yaptın?"
Cevabımız ne olacak?


1 Yorumlar
Şehitçilik oynayan Gazzeli çocuklarımız...
YanıtlaSil