Yemyeşil, kopkoyu yeşil çayırların mavi gök yüzüne dokunmaya çalıştığı bir tablo gibiydi bahçeleri. Gözünün alabildiğince uzanan serin renklerin iç içe yüzmesi gibiydi. Yeşilin ve mavinin durağanlığı değildi etkileyici olan. O mavideki açıklı koyulu dalgalar, ara ara serpilmiş beyaz kirpikler gibi bulutlar ve güneşin kızıl tonları…
Devamını Oku »Zeynep’in heyecanla hazırlandığı 23 Nisan resim yarışması için artık son güne gelinmişti. Resimdeki son rötuşları öğretmenin destek alarak tamamlamaya başlamıştı. Çok heyecanlıydı. Hem verilecek ödül onu heyecanlandırıyordu hem de başarma hissini yaşamak istiyordu. Öğretmeninin onun üzerindeki emeklerini de boşa çıkarmak istemiyor…
Devamını Oku »Gün her zamanki gibi sakince ayıyordu... Kuşlar uyanıyor, ağaçlar dallarını güneşe dönmeye başlıyor, insanlar günün yoğunluğuna hazırlanmaya başlıyordu...Her yeni gün bir ümitti aslında insan için. Yeni sınavları, yeni sevinçleri, yeni zorlukları için hala zamanın olduğunun bir işaretiydi...Yorucu geçen günlerin ardındaki sakinl…
Devamını Oku »Bugün yine o çok yorucu günlerden biriydi. Bütün işler üst üste gelmişti. Yapılması gereken birçok şey vardı. Buna rağmen Elif, çoğu işini halledemeden eve geri geldi. Odasına girdiğinde çantasını kenarına bırakıp, hemen koltuğa kıvrıldı. Şimdi yemek yemek, duş almak bile zor geliyordu. Yapılması gereken her şey zihninde dağ gibi …
Devamını Oku »Büyüdüğü mahallenin dar sokaklarında hızlı hızlı ilerliyordu. Yetişmesi gereken kuaför randevusuna giderken bir yandan da sağda solda gördüğü tanıdıklara selam veriyordu. Doğduğu günden beri bu mahalleden ayrılmamıştı. Mahallenin bir kültürü oluşmuştu. Serpil de o kültürün parçasından ayrılmak istemiyordu. Dışarıdan gelenlerin de …
Devamını Oku »Sabah erkenden kendini sokağa atmıştı Tülin. Etrafına bakmadan, nereye gittiğini bilmeden hızlı hızlı yürüyordu. Dışardan gören, bir yere yetişmeye çalıştığını zannederdi. Hoş Pazar günü bu kadar erken saatte sokak hayvanları dışında da kimse yoktu dışarıda. Bir süre yürüdükten sonra bir köpeğin havlamasıyla irkildi. Tülin’i yaş…
Devamını Oku »Ondan asla ayrılamayacağını düşünüyordu. Onsuz bir hayatı düşünmeye çalıştıkça sanki nefesi kesiliyordu. Hayat o olmadan nasıl anlamlı olabilirdi ki? Canan elinde bir kağıt, gözleri denizin maviliğinde erirken; on yıllık evliliğini düşünüyordu. Nasıl da çabucak geçmişti yıllar. Faruk’u ilk gördüğü anı hatırlıyordu. Ondan o kadar et…
Devamını Oku »Telefona gelen birçok bildirim… Son 1 yılda dinlediğin şarkılar… Son 1 yılda çektiğin fotoğraflar… Son 1 yıldaki anıların… 2024 yılına girerken de gelenler gibi… Ve sanki daha dün gibi… Dalarken anılara, anlıyor insan… Ne çabuk geçiyor zaman… Ne hızlı kopuyor takvim yaprakları… Ne çabuk geçiyor aylar, haftalar, günler… Takvi…
Devamını Oku »Alçak tepeler, kraterler, sıra dağlarla dolu bir yeryüzü fotoğrafıydı sanki. Çoğunluğu kahverengi ama biraz yeşil biraz da sarı vardı. Etrafını çerçeveleyen siyah halka sınırlarını çizmişti. Tam ortasında yusyuvarlak , hareketli bir bilye vardı. Fotoğrafçının merceği, sönmüş bir yanardağın ağzına benziyordu. Bir merkeze doğru akan …
Devamını Oku »